Ali Buran

Ali Buran

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir kez daha Kürtlerin devlet kurma hakki

A+A-

Bu günlerde Kürtlerin devlet kurma ve kaderleri üzerinde bir çok olumlu ve olumsuz sesler çıkıyor. Ancak gördüğümüz ve izlediğimiz o ki, artık teokratik devletler bile Kürdistan’dan söz ediyorlar. Burada geçmişe dayalı deneyimlere bakıldığında Kürtlerin devlet kurması hakkında, Ortadoğu, Avrupa devletleri ile ABD’nin samimi olup olmadıkları ciddi soru işaretleri taşımaktadır.

Bilinen gerçek şudur ki, dünyada devletlerin dostluğu karşılıklı çıkara dayalıdır. Fakat vicdani olarak Üzerinde durmamız gereken anahtar sözcük, hak meselesidir. Ulusların kendi kaderini tayin hakkını tanıyan kişi veya kişiler bunun nasıl bir hak olduğunu düşünüyor ve kendisini hangi düşünce ve eyleme karşı sorumlu kılıyor?

 Bir hakkı tanımak ne anlama gelir? İşte esas sorun bu hakkı tanımak veya vermekle kendini yükümlü kılan dünya görüşü ve ulusu/halkı tanımına bağlıdır.

Yıllar önce ulusların kendi kaderini tayin hakkını ve sömürge ulusların bağımsızlığını apaçık bir ilke olarak kabul eden bizler, bugün neden bu hakkın tanınmasını savunamıyoruz? Dün bizim için Kürt ve Kürdistan dört parçanın bağımsızlığıydı. Kendi kaderini tayin hakkı genel bir formül olarak Kürdistan halkının gerekirse ayrılabileceği ve kendi devletini kurabileceği şeklindeydi. Bu konuda o ülkenin halkları karar verecekti.

Yani gönüllü birlik ya da ayrılma. Demek ki koşular ne olursa olsun, ne kadarla yetinirseniz karşındaki de o kadar verir veya hiç vermez. Vermemenin gerekçesini de, geçmişte Sayın Başbakan şimdi Cumhurbaşkanı olan Erdoğan, Kürt Ulusu ile varlığı bile tartışılmayan Laz ve Çerkezleri örnek vererek hedef şaşırtmasıdır. Bu gün herkes biliyor ki bizim hiç istemediğimiz ve arzu etmediğimiz halde ÇERKEZ ve LAZ diline ve kültürüne Osmanlı'dan bu güne dek rahmet okunmuştur.

 Bu gün bu dillerin esmesi bile okunmuyor. Yüz yıllardır her zorluğa karşı yaşayan ve yaşatılmasına çalışılan Kürt Dilini Lazcayı ve Çerkezceyi emsal göstermek büyük bir haksızlıktır. Halk tabiri ile olacak işi yokuşa sürmektir. Bir kere, ulus, millet, azınlık ve etnisite nedir? Bu kavramları bilimsel ve sosyolojik olarak tahlil etmek lazım.

Kürtler sadece Ortadoğu'da 580,000 km2’lık alanda 40 milyonluk bir ulustur. Kürtler; İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de bir ulusun tanımına uyan, toprak bütünlüğü, dil birliği, tarih ve kültür birliği, pazar ilişkisi ve ortak ruhi şekillenmeye sahip olan bir halktır. Bakınız, aşağıdaki asırlar önceki sosyolojik tabirler/tanımların hangileri Başbakanın tanımına uyuyor? Dedim ya, böylesi tanımlar çok gerilerde kaldı ama yine de yeni nesillere bir katkı olsun diye örnek verelim.;

 a) 14. Yüzyılda yazılmış İskendername adlı kitabın 515. sayfasında: “Hani ulus, hani şehir ile diyar / hani mülk ve hani il, hani hisar…”der. Burada param parça olmuş yok olmaya yüz tutmuş bir halkın tanımını yapıyor.

b) 15. Yüzyılda yazılmış Tarih-i Al-i Selçuk (Selçuklu ailesinin tarihi) adlı kitabın 18. sayfasında: “İl, ulus ve memleket tutmak ulu iştir” der. Burada sözü edilen belirli yerleşim toprak ve ulus birliğidir.

c) 17. Yüzyılda yazılmış Cevahir-ül-Kelimat adlı kitabın 43. sayfasında: “Uluslar, birleşik kabaildir (Kabiledir)” der. Aynı kitabın 71. sayfasında: “Ulus: halktır” der. Yine burada birleşik toprak birliği olan halktan söz etmektedir.

d) Şemseddin Sami'nin 1899'da basılan Kamus-u Türki adlı sözlüğünün 223. sayfasında: “Ulus illere, il oymaklara, oymak uruklara taksim olunur” der. Burada da bir bütün olarak ulusun ayni toprak üzerinde serpiştiği/ yayıldığı ve birleşik birliğinden anlamında kullanıyor.

Ulus ve milliyetçilikle ilgili sağlıklı bir tanım yapılmazsa beraberinde birçok tartışmayı getirir. İlk bakışta ulus kavramının bazılarına göre sadece ulus olmaktan ileri gelen hakları kendileri için meşru görürler. Bu kişiler bilimsel ve üzerinde anlaşmaya varılabilen tanımlardan hep kaçınırlar.

Sadece kendi mensup olduğu ulus tanımına tabi kılar. Hatta bazı şahıslar ayni devletin ulusundan olmadıkları halde ulus şampiyonluğuna soyunup, kraldan fazla kralcı olurlar. İşte bunlar çok tehlikelidirler. Bunlar bu gün Türkiye’de her kesimden ve her makamda olan devşirmelerdir. Burada sadece Kürt asıllı olup T.C. adına Cumhurbaşkanları olanları örnek verelim.

İsmet İnönü-Bitlisli Kürüm oğlu ailesinden, Cemal Gürsel Hınıslı, Fahri Korutürk Erzincan Kemaliye, Turgut Özal Malatyalı, anne tarafı Çemişgezekli. Ama, ortak dil, ortak yurt, ortak tarih, kültür bazen huy ve davranışlar yani ruhi şekillenmeye dayalı bir ulusun tanımıdır. Bu tanımlar bir bütün olarak Kürtlerde vardır.

İran'lı değerli sosyolog Mansur HİKMET diyor ki, ''İran konusunda belirgin biçimde Kürt sorunu açıkça ortadadır. Azeri sorunu veya bu ya da şu uğrakta dile getirilebilecek başka bir ulusal kimlik sorunu bugün Kürt sorunu düzeyinde İran da veya bölgede söz konusu değildir. Kürt sorunuyla ilgili açık bir sloganımız vardır: Kürdistan halkının ayrılma ve bağımsız devlet kurma hakkının tanınması” diye söz ediyor.

Örneğin az isterseniz en azını önerirler, veya hiç vermezler. Anlaşılan biz Kürtler için bu da kendi başına bir değer ifade etmemektedir. Çünkü sorun Kürt halkının bir sığıntı ve kırıntı ile yaşamını sürdürmesi değil, kendi yaşamı, geleceği ve kaderi üzerinde tam söz ve karar sahibi/hakkı ile bunun kurumsal ifadeye ulaşmasıdır/olmasıdır.

Garip olan o ki, Türkiye’de devleti yönetenler hem kendilerini hem de devleti bireye karşı korumak istemektedirler. Geçmişten günümüze dek Türkiye'de Milli İstihbarat Teşkilatı içeriye yönelik Kürtçülük ve Komünizmi tehlike olarak göstermiş ve anti propagandası konusunda her türlü gayreti göstermiştir. Ancak bu gün için Türkiye de komünizme rahmet okundu. Bu gün devletin korkusu sadece Kürtlerdir.

15.11.2016

Bu yazı toplam 1514 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.