Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Anayasa değişikliği ve Kürdlerin tavrı…

A+A-

TC Anayasasında yapılacak değişiklikler AKP ve MHP’nin oylarıyla TBMM’den geçmiş bulunuyor. Yapılmak istenen değişiklikler parlamenter sistemden, Türk usulü başkanlık sistemine geçiş olarak değerlendiriliyor.

TC Anayasasını Kurdler iki temel açıdan (perspektiften) değerlendirmek ve ona göre bir tavır geliştirmek durumundadırlar.

Birincisi ve Kurdler açısından esasa ilişkin olanı, TC devleti anayasalarında Kurd milletinin varlığı ve haklarının tanınması konusudur. Osmanlı’nın anayasaya kavuşmasından bu güne kadar hiçbir TC anayasası Türkiye devletinin sınırları içinde kalan Kurdistan’ın en büyük parçası ve Türkiye’nin siyasi sınırları içinde yaşayan milyonlarca Kurd’un varlığını ve haklarını tanımadığı gibi, Kurd ve Kurdistan’ı inkâr temelinde inşa edilmiştir. Kurdler, TC anayasalarına bu temelde yaklaşmak ve değerlendirmek durumundadırlar.

İkinci temel nokta ise, bir anayasa Kurd ve Kurdistan’ı tanımasa bile, demokratik bir devletin ön koşulu veya olmazsa olmaz olan temel ilkelerini içerip içermediğidir.

Bu açıdan bakıldığında da TC anayasalarının veya yapılmakta olan değişikliklerin böylesi temel prensipleri içermediği görülebilir. (Örneğin Türk ırkını ve resmi ideoloji kemalizmi esas alması gibi)

Oysa demokratik bir Türkiye’nin önkoşulu, Kurd ve Kurdistan’ın tanınmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Kurd ve Kurdistan’ı inkâr temelinde oluşturulan hiçbir anayasa objektif olmadığı gibi demokratik de olamaz!... Bundan dolayı, Türkiye’nin demokratikleşmesi Kurd ve Kurdistan sorununa doğrudan endekslidir! Ancak bu mutlak değildir. Türkiye veya Kurdistan’ı işgali altında bulunduran herhangi bir devlet demokratik bir devlet olmasa da Kurd ve Kurdistanı tanımak ve kabullenmek zorunda kalabilir (Örneğin, BAAS diktatörlüğünün kabul etmek zorunda kalmış olduğu 11 Mart 1970 Otonomi anlaşması ve 75 sonrası kırpılarak devam eden ‘otonomi idaresi’ gibi) 

Kıyaslama yapma babında değil, ufuk açma amacıyla birkaç örnek vererek, demokrasinin önkoşulunun parlamenter sistem olmadığını hatırlatmakta yarar var. Bu açıdan başkanlık sistemiyle yönetilen ABD ile Fransa, monarşi ile yönetilen İngiltere ve İsveç örnekleri önemlidir.  Söz konusu ülkelerin demokrasi ile yönetilmediği söylenebilir mi? Dolayısıyla Türk tipi bir başkanlık usulünü öngörerek yapılan değişikliklerin biçimsel yanından ziyade içeriğine bakmakta yarar var. Anlaşılan Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının Türk usulü başkanlık sisteminden anladıkları daha ziyade bir sultanlık rejimidir.

Sultanlık, padişahlık, halifelik anlayışı Erdoğan ve Devlet Bahçeli’nin ideolojik ve siyasi meşreplerine uygundur.

Bu siyasi çizgilerden MHP öteden beri bir Başbuğ kültürüne, Milli Görüşçü AKP’liler ise özendikleri Osmanlı Sultanlığına benzer bir siyasi kültürün savunucuları ola gelmişlerdir. Birçoğunun gönlünde halifelik de yatıyor olabilir.

Kurd hareketi içinde ise PKK veya Apocu çizgi benzer bir siyasi kültüre sahiptir. Onun için her türlü yalpalamaya rağmen Abdullah Öcalan’a bu hareket ‘’irademiz, önderlik, Kürt Halk Önderi, Başkanlık’’ sıfatlarıyla biat etmiş bulunuyor. Tabii burada konumuz PKK veya Apocular değil. Ancak bu hareketin A. Öcalan’a her koşulda ‘’irademiz’’ diyerek biat etmesiyle, Erdoğan’a ‘’Seni Başkan Yaptırmayacağız!’’ tavrının ne kadar örtüşmediği ve eklektik kaldığını göstermesi açısından önemlidir. Oysa doğru olan, ‘’seni başkan yaptırmayacağız’’ yerine, Kurd milletinin varlığı ve hakları temelinde, bir duruşa sahip olmak idi.

Kurdler ve Kurd hareketinin TC devletinin rasyonelleri içerisinde duracakları asgari nokta, TC anayasasının Kurd milletinin ve Kurdistan’ın varlığını ve haklarını kapsayıp, kapsamadığı, demokrasinin temel ilkelerini içerip, içermediği temelinde olmak zorundadır. Bu anlayışın dışındaki bütün yaklaşımlar kendini ve kamuoyunu oyalamaktan, kandırmaktan, havanda su dövmekten başka bir şeye hizmet etmez/edemez!...

Kurd ve Kurdistan meselesine TC rasyonelleri içerisinde bir çözümü hedefleyen Kuzeyli bütün Kurd hareketleri ve siyasi yapılanmaları ortak bir tavır ve alternatif bir anayasa oluşturmak göreviyle karşı karşıyadırlar. Sadece Tayyip Erdoğan ve onu destekleyenleri ‘’istemezuk’’ diye slogan atmanın hiçbir anlamı ve önemi yoktur!

TC Anayasası Kurdleri ilgilendirmiyor mu? İlgilendiriyor, hem de çok ilgilendiriyor ama anayasanın detayları değil esası ilgilendiriyor. Kurdlerin varlığını ve haklarını tanımayan bir anayasa ister başkanlık rejimi önersin, ister parlamenter demokrasi olsun, ister monarşi veya Tayyip Erdoğan’ın gönlünde yatan Sultanlık rejimi önersin Kurdlerin varlığı ve haklarını kapsayıp, güvence altına almıyorsa, Kurd milleti için bir anlam teşkil etmez/edemez…

Son olarak, yapılmak istenen değişiklikte Mahalli idarelerle ilgili her tarafa çekilebilecek, Kurdlerin leyhine de, aleyhine de kullanılabilecek  bir fıkra var. Bence bu fıkranın eklenmesinin sebebi yarın öbür gün Kurdistan’ın diğer parçalarında ve Ortadoğuda meydana gelebilecek Kurdler leyhine gelişmeler karşısında TC’nin manevra yapabilmesi amacıyla konulmuş bulunuyor. Niyet gerçekten Kurd sorununda adım atmak olsaydı, herhalde böyle şekilsiz ve kadük bir fıkra yerine  doğru dürüst bir şeyler konulabilirdi. Bu fıkra Erdoğan karşıtları tarafından özellikle CHP tarafından ‘’bölücülük’’ olarak değerlendiriliyor. AKP ve çevresindeki Kurdler ise bunu Kurd piyasasında daha ustaca kullanarak, AKP’nin Kurd sorununda adım atacağı yönünde sahte umutlar pazarlamaya devam edebilecekler…

Bu yazı toplam 1310 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.