Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Allah Yardımcınız Olsun

A+A-

Son bir kaç aydan beri Kurd partileri arasında seçim ittifakı, seçim bloku, adı altında bir dizi görüşmeler yapılmakta ve zaman zaman bu görüşmelerin amacı, içeriği ve gelinen düzeyi kamuoyu ile paylaşılmakta.

Bilindiği gibi PAK, PDK-Bakur, PSK, HAKPAR, PDK-T, Azadi Hareketi arasında sürdürülen görüşmeler hemen hemen son aşamaya gelmiş bulunuyor. Bu 6 örgüt veya bu örgütlerden anlaşabilenler, temel bazı ilkeleri esas alarak, Kurd ve Kurdistani güçler arasında bir seçim ittifakı, bloku, cephesi oluşturmayı hedeflemekteler.

Birey olarak benim beklentim, umudum; Biribirine yakın olan 6 örgüt veya bunlar arsında anlaşabilen örgütlerin HDP başta olmak üzere, Hudapar’da dahil bütün Kurdistani ve Kurdi güçler ve çevrelerle ortak bir seçim bloku oluşturabilmeleridir.

Bu iş pek kolay olmamakla beraber, Türkiye ve Kuzey Kurdistan’ın bu gün içinde bulunduğu koşullar Kurd örgütlerini böylesi bir işbirliğine zorlamaktadır. Türkiye’deki (Kuzey Kurdistan da dahil) bu günkü siyasal koşulları ve zaruretleri doğru okuma kapasitesine, kabiliyetine, ileri görüşlülüğüne sahip olan güçler bu adımı, yani Kurd tarafı olarak birlikte hareket etme başarısını ve becerisini gerçekleştirme görevi ile karşı karşıya bulunmaktadırlar.

Ya mümkün olan en geniş çevrenin ortak, birlikte hareket etmesi sağlanarak, Kurdlerin gücü ortaya konulacak veya dağınık hareket edilerek, TC devlet partilerinin Kurd potansiyelini istedikleri biçimde istismar etmelerine yol verilecek.

Bu günkü koşullarda Kurd oylarının kilit rol oynayacağının bilincinde olmayan siyasetciler varsa -ki varolduğu görülüyor- kendi örgütlerini ve halkı boş laflarla kandıramayacaklarını bilmelidirler.

İttifak nedir? Sözlüğe göre, ‘’beraber hareket etmek için sözleşmek, anlaşmak’’, ‘’Oy birliği’’, ‘’anlaşma’’, ‘’uyuşma’’, ‘’bağlaşma’’ olduğuna göre, Kurd ve Kurdistani örgütlerin, Kurd ve Kurdistan’ın çıkarları temelinde anlaşıp, anlaştıkları bu ilkeleri esas alarak, seçim siyasetlerini gerçekleştirmekten daha doğal, daha gerekli ve zaruri bir siyasal faaliyet, bir adım olabilir mi?

Peki o zaman sorun nedir?

Sorun, bu işi önüne koymuş olan partilerin attıkları veya atacakları adımda ne kadar ikna olup olmadıklarıdır?

Sorun, bu adımı atan örgütlerin, bu adımın ağırlığına ve ciddiyetine denk düşen siyasi bir kapasite ve kabiliyete sahip olup olmadıklarıdır?

Sorun, bu adımı atan örgütlerin seçim ittifakına şu veya bu düzeyde katkı sunabilecek derecede bir örgütlenmeye ve güce sahip olup olmadıklarıdır?

Sorun, ittifak yapılacak güçlerin elinde bir oyuncak olunup olunamayacağı, kendilerinden daha güçlü olanların kuyruğu durumuna düşülüp, düşülmeyeceğidir!

Konuyu daha iyi kavramak için, 12 Eylül öncesi Kurd siyasetlerinin veya güçlerinin seçimlerde izledikleri pratiklere kısa bir göz atarak 80 sonrası süreci hatırlamakta yarar var.

Kurd yurtseverleri, daha doğrusu tek parti dönemi sürgünü olan kurbanlar Demokrat Partiyi desteklediler.

60 sonrası Adalet Partisi destek gördü.

70’lerde bir kısım Kurd grupları hariç ağırlıklı olarak CHP desteklendi.

80’lerde daha çok Özal desteklendi.

SHP ve bağımsız Kurd adayların ittifakından bu yana, Uluslararası Paris Kurd Konferansına katılan milletvekilleri SHP’den atıldıktan sonra, HEP, DEP, HADEP, BDP, DTP, HDP dönemleri başladı.

Bu partilerin ilk dönemlerinde hemen hemen bütün Kurd örgütleri HEP’i, DEP’i, HADEP’i destekledi ve bir çok Kurd örgütünün legal kadroları bu yapılar içinde yer aldı. Bu partilerin zamanla PKK yanlısı bir tavır içine girmeleri, farklı arayışlara neden oldu ve sonuçta Şerafettin Elçi’nin KADEP’i ve HAKPAR kuruldu. Elçi’nin KADEP’i maalesef tek adam partisi olma durumundan çıkamadı. HAKPAR ise tam parti olmak üzere iken, Özgürlük Yolu ve TKSP’nin eski lideri Kemal Burkay’ın müdaheleleri sonucu bölündü, küçüldü ve tekrar dar bir gruba dönüştü.

Birazda bunun sonucu olarak PAK arayışı ortaya çıktı. Şu anda HAKPAR da dahil olmak üzere ittifak arayışı içinde olan partiler az çok aynı güçte veya biraz farklı bir güce sahipler. Hiç biri seçimlere girebilme koşullarına sahip değil.

Hileli olarak, Erdoğan’dan torpilli olarak Hudapar’ın seçimlere katılabilme kriterlerine sahip kılınmasını bir yana koyarak, HDP’nin durumuna bakalım.

HDP bundan yaklaşık sekiz on yıl önce Abdullah Öcalan’ın ‘’çatı partisi’’ adı altında tartışmaya açtığı, ana gövdesini PKK sempatizanlarının oluşturduğu, Türk sol gruplarının da içinde yer aldığı, eski Devlet Bakanı Beşir Atalay’ın deyimi ile ‘’Abdullah Öcalan ve MİT’in birlikte kurduğu’’ BDP’nin devamı bir partidir.

HDP’nin ilk kongresinde Ertuğrul Kürkçü’nün okuduğu Abdullah Öcalan’ın mesajında belirttiği gibi, ‘’Mahir Çayan’ların başlattığı   devr alan bir parti...’’

Şimdi hapiste olan Selahattin Demirtaş’ın belirttiği gibi Türk bayrağı ile bir sorunu olmayan, mitinglerinde Türk bayrağı sallanan, ‘demokratik cumhuriyeti’ savunan Türkiyeli bir parti.

Erdoğan, bakanlar ve hükümetle İmralı ile Qendil’deki PKK merkez kadroları arasında gidip gelen bir parti.

Dolmabahçe Sarayında İmralı, Qendil ve Hükümet arasında varılan Kurd ve Kurdistan için hiç bir madde içermeyen ‘Demokratikleşme Deklerasyonu’’nu AKP hükümetinin ağır toplarıyla beraber açıklayan bir parti.

7 Haziran seçimlerinde Erdoğan ve AKP’nin tek başına iktidar olma yolunu kapatarak % 13 civarında oy alarak 3. olan bir parti.

Baraj altında bırakılmak için ‘’5 Kasım Tekrar Seçimlerine’’ sebep olup, iktidarın bütün şeytanlaştırmalarına karşın baraji aşan bir parti.

Genel Başkanları da dahil Millet Vekillerinin vekilliklerinin düşürülmesi için CHP ve MHP’nin AKP’ye yardım ettiği bir parti.

Kazanmış olduğu yüz küsur belediye başkanlığına kayyumlar atanmış bir parti.

Binlerce üyesi ve kadrosu cezaevlerinde olan bir parti.

Kurd ve Kurdistan meselesinden ziyade, Türkiyelilik temelinde eklektik bir halklar edebiyatıyla siyaset yürüten bir parti.

PKK veya KCK emriyle kazılan hendeklere elinde bulundurduğu belediyelerin iş makinalarıyla destek veren, ellerine tutuşturulmuş bildirileri titrek sesle okuyarak ‘’yerel özerklik’’ ilan eden bir parti.

Kendilerine % 80’ler %90’lar civarında oy veren kentlerin yerle bir edilmesine sebep olan, bahane gösterilen ‘’hendek savaşlarına yeterli destek veremediği için’’ özeleştiri yapan bir parti.

Böyle bir parti ile, seçim ittifakı yapmak, bunu kadrolarına ve tabanına kabul ettirmek Kurdistanî partiler için pek kolay olmadığı ortada.

Peki o zaman bunun alternatifi nedir?

HDP’nin siyaseti, Türkiyeliliği, pratiği ve özellikle ‘’hendek savaşı’’nın yarattığı tahribatlara rağmen bu parti ile seçim ittifakı kurmanın zemini nedir? Faydası nedir? Bütün dezavantajlarına rağmen 6 partinin veya anlaşabilen partilerin HDP ile seçim ittifakı kurması (tabi eğer gerçekleşirse) neye, kime, nereye hizmet edecektir?

Bu sorunun cevabı, aynı zamanda seçim ittifakının da gerekçesidir.

Benim kanaatim şudur; TC Cumhurbaşkanı Erdoğan anti-Kurd bir temelde, Türk, islam soslu bir ırkçılıkla, MHP ile yapmış olduğu ‘milli ve yerli’ ittifakla, Efrin İşgalî ve Güney Kurdistan Referandumuna düşmanlık temelinde bir sultan edasıyla Türkiye’yi erken baskın bir seçime götürüyor.

Kurd ve Kurdistanî güçlere düşen görev, Kurd halkının varlığı ve hakları temelinde, Kürd dili üzerindeki yasakların kaldırılarak eğitim dili olarak kabul edilmesi temelinde, genel demokratikleşme ilkeleri ve insan hakları prensipleri temelinde varılabilecek, yapılabilecek en geniş seçim ittifakını gerçekleştirerek varlığını ve ağırlığını ortaya koyabilmektir.

Hiç bir Kurd örgütü HDP’nin ideolojik handikaplarını, Halka ve Kurdistan şehirlerine zarar vermiş olan pratiklerini, PKK’nın müdahaleci tavırlarına boyun eğişini üstlenmek, savunmak, paylaşmak zorunda olmadığı gibi HDP’nin veya başka bir örgütün sicilinin sorumlusu değildir.

Nihayetinde yapılacak olan bir seçim ittifakıdır. Amaç AKP, MHP, CHP ve IYI Parti’nin değirmenlerine su taşımamaktır. HDP ve Hudapar’ın handikaplarını bir seçim ittifakı ile ortadan kaldırmak mümkün olmadığı gibi, bunları gerekçe göstererek seçimlerde Kurdistani olduklarını iddia eden bir çok partiden daha fazla rol oynayabilecek bu partileri dışlayarak bu günkü koşullarda bir sonuç almak mümkün değildir.

Doğru olan siyaset, Kurd partilerinin en geniş ittifakı sağlayarak, HDP ve Hudapar’la bir seçim işbirliğine gitmektir. Bu kolay gerçekleşecek bir hedef değildir ama gerçekleşmemesi sadece iktidar partisi ile, diğer devlet partilerine yarayacaktır.

Bu noktada Hudapar’ın öteden beri devletin gizli odaklarıyla olan bağlantıları, TC’nin Afrin işgalini desteklemesi, Türkiyeli İslamcı kimliğini diğer bir deyişle sahte ümmetçiliği Kurd ve Kurdistani kimliğin üzerinde tutması ve en son Erdoğan torpili ile seçime girme hakkına kavuşturulması bu partinin Kurdi bloktan ziyade, Kurd tarafından ziyade Erdoğan’ı destekler bir tavır alacağı hemen hemen kesin gibidir.

HDP’nin yukarıda sıraladığımız handikaplarına rağmen, bir kaç kez yetkilileri vasıtasıyla Kurd parti ve örgütleriyle ittifaka veya işbirliğine hazır olduğu ortada.

Kurdistani partiler olarak saflarını az çok belirlemiş olan örgütler ise HDP kadar net ve ittifaka veya işbirliğine hazır görünmüyorlar. Bu kararsız, çekimser, tereddütlü tavırları elbette bir çok haklı nedeni olmakla birlikte, siyaseten korkaklıktan başka bir şey değildir.

Anti-PKK’ciliği, Anti-Apoculuğu ekmek kapısı haline getirmiş olan malum çevrelerin saldırgan ve seviyesiz karalamaları bu cephede yer alan partilerin yalpalamaların sebep olmakta. 

Kuşkusuz böylesi bir ittifakın hayat bulmaması için bir çok değişik çevreden haklı veya haksız bir sürü yerinde yersiz eleştiri, saldırı ve engelleme gelecektir.

Önemli olan, bu eleştirilerden dolayı paniğe kapılmadan, yalpalamadan HDP’nin ve seçim ittifakı yapılacak diğer siyasi güçlerin yedeği durumuna düşmeden, ilkeli ve seviyeli bir seçim siyaseti sürdürebilmektir.

Bunu gerçekleştirmek kolay mı? Hayır hiç de kolay değil, ama başka bir yol var mı? Yok!

O zaman, Allah Kurdistani partilerin yardımcısı olsun.

Bizler de Kurdistani hayaller kurmaya devam edelim...

 

NOT: Bu yazıyı bitirdiğimde PAK Navend tarafından, yarın 2 Mayıs günü Azadi Hareketi, PAK, PDK, PDKT, PSK tarafından Kurdistani Seçim İttifakı’nın kamuoyuna açıklanacağı haberi geldi. Hayırlı uğurlu olsun. Bu adımı atan partilerin kadrolarını ve üyelerini kutluyorum. Allah yardımcınız olsun. Bu ittifakin zamanla diğer bütün Kurd partilerini kapsaması umuduyla.

Bu yazı toplam 2470 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.